|
@ Yargıtay'dan yargıda siyasallaşma uyarısı
@ Kocasını kesti
@ CHP, Danıştay saldırısının ardından hükümetin yargıya müdahale ettiğini savundu.
@ Avukat Noyan: Başbakan Yargıya Müdahale Etti
@ Yargıya müdahale ediliyor
@ Saldırıyı kim soruşturuyor?
CHP Grup Başkanvekili Halûk Koç, Danıştay'a saldırıya yönelik hazırlık soruşturmasının gizliliği ilkesinin, "yürütme tarafından iğfal edildiğini" iddia etti. Haluk Koç, "Danıştay'daki saldırıyla ilgili soruşturmayı Cumhuriyet Savcısı mı yoksa Başbakan Erdoğan eliyle AKP Hükümeti mi yapıyor?" dedi.
@ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok'tan sert mesajlar :
Hükümete: Yargıya müdahale etme. Adalet Bakanı Çiçek'e: Yargıya nüfuz etme. HSYK'ya: Yargının bağımsızlığına sahip çık. Savcı Sarıkaya'ya: İddianamede yargılananlar dışında kimse suçlanamaz. TBMM'ye: Şemdinli Komisyonu Anayasa'ya aykırı, raporu görüşme. DTP'ye: Terörü ve teröristi öven siyasi parti kapatılır
@ Serpil Öğretmen'in katili yine sahnede
@ Yargıtay'dan hükümete sert tepki :
Nuri Ok: "Hükümet kendini yargı yerine koyuyor"
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok, hükümetin Şemdinli, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın davaları ile Danıştay'a yapılan saldırıyla ilgili soruşturmada "kendini yargı yerine koyduğunu" söyledi.
.......
CNN TÜRK - 7 Temmuz, 2006 13:04:00 (TSİ)
@ AKP'li başkan 10 yıl hapse mahkum oldu
Kahramanmaraş'ın merkez Şahinkaya Beldesi'nde, 19 Haziran 2005'te Orman Kalkınma Kooperatifi'nin genel kurulunda çıkan kavgada beylik tabancasıyla Cuma Şişman'ın (28) ölümüne neden olmaktan yargılanan Şahinkaya Belde Belediye Başkanı AKP'li Servet Tekşahin, 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
.......
Hürriyet Gazetesi - 8 Mayıs 2006
@ Eşini aldatan AKP'li vekil mahkum oldu
AKP Trabzon Milletvekili Ali Aydın Dumanoğlu, başka bir kadınla yaşayarak kişisel haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle eşinin açtığı davada 4 milyar lira manevi tazminat ödemeye mahkum oldu.
.....
Radikal Gazetesi - 14.09.2004
@ Kanadoğlu : Meclis'in yetki gaspı
Yargıtay Onursal Başsavcısı, Prof. Bernay'la ilgili iddiaları araştıran komisyonun kuruluşunun ve çalışmasının kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğunu söyledi
ANKARA - Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu , Ondokuz Mayıs Üniversitesi'ndeki ''iddiaları'' araştırmak üzere kurulan TBMM Araştırma Komisyonu'nun yargıya ait yetkiyi ''gasp ettiğini'' vurguladı. Komisyonun yargının görevine müdahele ettiğini belirten Kanadoğlu, ''Kaynağını anayasadan almayan bir yetkiyi kimse kullanamaz. Kuvvetler ayrılığı ilkesi bu komisyonun kurulmasına ve çalışmasına engel'' dedi.
Meclis araştırmasının anayasaya göre ''belli bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibaret'' olduğunu vurgulayan Kanadoğlu şunları söyledi: ''Anayasanın 98. maddesinin 3. fıkrasında bilgi edinilmesi açıklanmış, diğerleri denetim yolu. Bilgi edinme sadece araştırmada var, denetim dediğimiz çok açık.. yasamanın, kendi içinden çıkardığı hükümeti, yani yürütmeyi denetlemesidir. Yani bunlar doğrudan doğruya yargı ile ilgisi olmayan konulardır. Meclis araştırmasının bilgi edinme dışında etkinliği olamaz.'' Ondokuz Mayıs Üniversitesi için araştırma komisyonunun görevlendirilmesine ilişkin Meclis kararında, ''usulsüzlük, yolsuzluk, keyfi davranış ve kadrolaşmanın'' sayıldığını anımsatan Kanadoğlu, ''Bunların tamamı sabit olması halinde ceza hukukuna göre suç teşkil eden eylemler. Tamamı yargı ile ilgili konulardır. Siz yasama olarak suç işlendiği iddiasını taşıyan konuyu inceleme konusu yaparsanız doğrudan yargının görevine müdahale etmiş olursunuz. O nedenle araştırma komisyonunun kurulması anayasaya aykırıdır. Çünkü yargının işlevi, kapsamı konusunda Meclis araştırması yapılamaz. Anayasanın temel noktalarına aykırı, kuvvetler ayrılığı ilkesi buna engel. Bu, yetki gaspıdır'' dedi.
......
İLHAN TAŞCI
Cumhuriyet Gazetesi - 27.01.2006
@ "Yargının siyasallaştığı görünümü itibarımızı olumsuz etkiliyor"
@ Adalet bu mu?
Türklüğe hakarete beraat, Erdoğan'a eleştiriye tazminat
Türk Milleti'ni katil yapan sözde yazar Elif Şafak'ın beraatini Başbakan Erdoğan alkışladı. Aynı Erdoğan'ın kendine yapılan eleştirilere aştığı dava sayısı 100'ü geçti.
Erdoğan'ın sevinci
AB'nin değiştirilmesini istedğiği 301. maddeden yargılanan Elif Şafak, Hrant Dink ve Orhan Pamuk'un ardından ilk duruşmada beraat ederken Türk yargı tarihine de bir ilk olarak geçti. Mahkeme hakimi sanığı görmeden "derhal" beraatini istedi. Duruşmadan bir gün önce, Şafak ailesini arayan Başbakan Erdoğan ise , davanın beraatle sonuçlanacağını inandığını söyledi. Ertesi gün de dediği oldu.
Dava rekortmeni
ERDOĞAN, dava sonuçlanınca da yine Elif Şafak'ı arayarak "Geçmiş olsun" dedi. Türklüğe hakarete beraat çıktığı için sevinen Erdoğan, kendini eleştiren basın mensuplarına ve basın kuruluşlarına açtığı dava ise 100'ü aştı. Hatta açtığı davalardan milyonlarca YTL kazandı. Şafak "Baba ve Piç" adlı kitabında, Ermeniler'i masum Türkleri ise soykırımcı olarak gösteriyor ve kin dolu sözler kitabın tamamanıda hakim
BABA ve Piç adlı kitabında Türklüğe hakaret ettiği gerekçesiyle yargılanan yazar Elif Şafak'a ilk duruşmada verilen beraat kararı, tepki çekti. Duruşmadan bir gün önce, Şafak'ı arayan Başbakan Erdoğan, davanın beraatle sonuçlanacağını inandığını söyledi. Ertesi gün de dediği oldu.
Erdoğan'ın sevinci
Erdoğan, dava sonuçlanınca da yine Şafak'ı arayarak "Geçmiş olsun" dedi.
Türklüğe hakarete beraat çıktığı için sevinen Erdoğan, kendini eleştiren basın mensuplarına ve basın kuruluşlarına açtığı dava ise 100'ü aştı. Hatta açtığı davalardan milyonlarca YTL kazandı.
Avrupa aşkına beraat
Dava sırasında ilginç bir olay da yaşandı. Elif Şafak ilk duruşmada beraat ederken bir il de yaşandı. Mahkeme sanığı, görmeden '' derpal beraat'' istedi. Beyoglu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 'Baba ve Piç' adli kitap bir bütün olarak incelendiğinde, iddianamede belirtilen suç unsurlarının oluşmadığı gibi yeterli delil de bulunmadığı gerekçesiyle yazar Elif Şafak'in (Saglik) beraatine karar verdi. Davanın ilk duruşmasına, raporlu olması nedeniyle sanık Elif Şafak katılmadı. Şikayetçi avukatlarının hazır bulundugu duruşmada, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eş Başkanı Joost Lagendijk ile Uluslararası Yazarlar Birliğinden (PEN) temsilciler de izleyici olarak yer aldı. Bu arada, duruşmayı izlemek üzere salona sadece Anadolu Ajansi (AA) muhabiri ile bazı yabancı basın mensuplarının girmesine izin verildi.
Düşünce özgürlüğü imiş
Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Mehmet Akıllı esas hakkında görüşünü şöyle sundu: "Elif Sağlık'ın işlediği iddia olunan TCK 301/1 maddesinin maddi unsurlarının Türklüğü aşağılamak olduğu, aşağılamanin suçun konusunu teşkil eden değerlere duyulan saygısızlığı azaltmaya yönelik davranışlar olarak nitelendirildiği, sanığın yazmış olduğu suça konu kitabın bir bütün olarak incelendiginde kahramanların ağzından tez ve antitez olarak ileri sürülen sözlerin yer aldığı kitabın sonunda yazar tarafından bu düşüncelerin kendi düşüncesini ortaya koyacak bir biçimde senteze ulaşacak yorum ve ifadelere yer verilmediği görülmüştür. Kitapta geçen ifadelerin düşünce özgürlügü çerçevesinde getirilen yasal düzenlemeler kapsaminda kaldığı ve sanığın Türklüğü hakaret ve aşağılamak kastıyla hareket ettiğine dair cezalandırılmasınıa yeterli derecede delil bulunmadığından, beraatine karar verilmesi talep olunur."
Mahkemeye AB baskısı
İngiliz yayın kuruluşu BBC, Şafak için verilen beraat kararını duyururken, "İstanbul'daki mahkeme, Şafak'ın suçsuz bulunması için AB'nin baskısı altındaydı" yorumunu yaptı.
Ortadoğu Gazetesi - 23.09.2006
"SAĞLIK BAKANINA GÖRE ZANLIYI KORUMAK MUBAH,
SORU SORMAK İSE HUKUKA AYKIRI!"
Prof. Dr. Mehmet Neşşar
Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a Müsteşarı hakkında Yargıtay Başsavcısı tarafından suç isnat edilerek dava açılıp açılmadığını, dava süresince Müsteşarını açığa alıp almayacağını bir soru önergesi ile sormuştum.
Sağlık Bakanı soru önergesine verdiği yanıtında Müsteşarı Necdet Ünüvar hakkında Yargıtay Başsavcılığı tarafından açılmış bir dava olduğunu itiraf etmekte, ancak sorumuzu "etik olmadığı ve Hukuk Devleti İlkesi ile bağdaşmadığı" gerekçesi ile yanıtlamaktan kaçmaktadır. Yargıtay Başsavcılığı, bir üst düzey kamu görevlisi hakkında olur olmaz nedenlerle dava açmaz ve açılan davalar da genellikle kişinin görevi sırasında yaptığı usulsüzlükler yada yolsuzluklar nedeniyle açılır. Hukuk Devleti İlkelerinin işlediği yönetimlerde, hakkında bu gibi davalar açılan kişiler aklanana kadar açığa alınır. Bu yolla hukukun üstünlüğüne saygı gösterilmiş ve yolsuzluklara karşı açık bir duruş sergilenmiş olur. Sağlık Bakanı Recep Akdağ ise büyük bir pişkinlikle hem hakkında Yargıtay tarafından yürütülen ceza davası olan bir "zanlıyı" Müsteşarlık makamında tutmakta ısrar etmekte, hem isnat edilen suçu saklamaya çalışmakta hem de konuyu sorguladığım içim beni etik davranmamak ve Hukuk Devleti İlkesini çiğnemekle suçlamaya yeltenmektedir.
Hem suçlu hem de güçlüyü oynayarak yada Millet adına görevini yapan Vekilleri saçma sapan isnatlarla suçlayarak gerçekleri halktan saklamak olanağı yoktur. Sağlık Bakanı halkın önüne önce zanlıların arkasında durup durmadığını açıklayarak çıkabilmelidir. Recep Akdağ hukukun zanlı mevkiine oturttuklarını aklanana kadar açığa almadan, hukuktan ve Hukuk Devletinden söz etme hakkına sahip olamaz.
Bu bilgi ve görüşlerimi kamuoyu ve basın mensuplarının dikkatine sunarım.
Prof.Dr.Mehmet Neşşar
Cumhuriyet Halk Partisi
Denizli Milletvekili
BASIN BÜLTENİ
"SORUŞTURMAYI AMACINDAN SAPTIRIYORLAR"
Cumhuriyet'e ve Danıştay'a yapılan saldırılar sonucunda failler hakkında başlatılan soruşturmanın, çeşitli aşamalarında Baro'muzca, ciddi hukuka aykırılıklar saptanmıştır.
Yakalanan sanığın cinayeti türban için işlediğini açıkça belirtmesi, arabasında yapılan aramada, dinci bir gazetenin saldırıyı hedef gösterici kupürünün bulunması, şüphelinin üç kız kardeşinin de türbanlı oluşu, cinayetin işlenişi sırasında "Ben Allah'ın askeriyim, Allah'ın gazabı üzerinize olsun" diye bağırması, Göztepe Parkının yeşil alan olarak kalmasını isteyen halkın bu istemini birkaç arkadaşıyla provoke etme girişimi, Marmara Üniversitesi öğrencilik yıllarında katıldığı gerici öğrenci etkinlikleri ve nihayet son zamanlarda ağırlıklı olarak Hizbullah davası sanıklarına vekillik etmesi gibi olgular siyasi iktidar ve yandaşları tarafından görmezden gelinmiştir.
Bilindiği üzere Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Ceza Muhakemeleri Kanunu gereğince "soruşturmanın gizliliği" temel bir yargılama kuralıdır. Şüpheli olarak aranan ya da gözaltına alınanların kamuoyuna teşhir edilmeleri, isimlerinin sık sık anılması bu kuralı açık biçimde ihlal etmiştir.
Bu yapılanlar Adil Yargılanma İlkesine de ters düşmüştür. Suçluluğu kanıtlanıncaya dek hiç kimsenin suçlu sayılamayacağı kuralı Türk Ceza Kanunu'nun en temel ilkelerinden biriyken, dinci yayın organlarında, daha sonra serbest bırakılan kimi kişilerin "kilit isim" olarak kamuoyuna sunulmaları hukuk adına acı bir deneyim niteliğindedir. Henüz sorguya bile girmeyen isimlerin "kilit rol aldıklarından" söz edilmesi, şemalar ve hayali krokilere yer verilmesi, bilgi kirlenmesi yaratma ereğini taşımaktadır. Aydınlanmacı güçleri hedef gösteren dinci yayın organlarının, suçluluk psikolojisi içinde, "Basın Özgürlüğüne" sığınmaları ve adeta saldırıya uğrayan kendileriymiş gibi bir role bürünmeleri de bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Saldırganların bağlantılarını ortaya koymadan, hamasi nutuklarla çeteden bahsetmek ve bunu askerle ilişkilendirmek Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma amacını gütmektedir. Bir siyasi iktidar temsilcisinin "Şemdinli'de yapamadığımızı bu kez yapacağız" yolundaki açıklaması da soruşturmanın nerelere kaydırılmak istendiğinin açık göstergelerindendir.
Hukukun genel ilkeleri çerçevesinde suçluların yakalanması ve yargıya teslim edilmesi gerekirken, bunu bırakıp kendimizi, "sürprizlere hazırlamakla" oyalayamayız.
Gözden kaçırılmaması gereken bir diğer gerçek de soruşturmanın başka yönlere kaydırılması için siyasi iktidarın öncülüğünde başlatılan ve emniyet içerisinde yuvalanmış kimi irticai güçlerden de destek gören girişimlerdir.
Soruşturmayı çarpıtan güçlerle, saldırıyı gerçekleştiren güçler, hukukun zedelenmesi ortak hedefinde birleşmişlerdir. Katiller ellerindeki silahları ateşleyerek, sorumlular da ellerindeki yetkileri "başka amaçlar" için kullanarak sağlamışlardır bu zedelemeyi.
Soruşturmanın gizliliğini ortadan kaldıran, basına özel servis sunanlar ve soruşturmayı kendi siyasi görüşlerine göre yönlendirmeye çalışanlar hakkında derhal soruşturma açılmalıdır. Yargının ve hukukun üstündeki tüm gölgeler kalkmalıdır.
Kamuoyu ile bu düşüncelerimizi paylaşırız
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI
07.06.2006 17:01:52
|